Çok kimsenin ilk okumaya başladığı, bir adım sonrasında yazılarıyla kendilerini bulduğu, yer yer etrafında insanların toplanarak fikir birliği ettiği merkezler, yerler, mektepler oldu dergiler. Sesini değil sözünü yükseltenlerin minaresi oldu bazen. Düşüncenin farklı gözlerden bakıldığı pencereleri oldu zaman zaman. Gidemediğin yer senin değildir diyenlerin ulaştığı coğrafyalardı kimi zaman da. Belki en çok akılda kalan da "Dergi, hür tefekkürün kalesi; belki serseri ama taze ve sıcak bir tefekkür..." cümleleri oldu.

On bir sene önceydi... Her biri bir ses, yürek, çiçek olan dergilerimizden bir bahçe dermek istedik; bir araya geldik. Birlik olduk. Bugün yolumuza Bi' dünya dergi dedik, Dünya Dergiler Birliği ismiyle devam edelim diye istişare ettik, karar verdik.

On bir senenin terakümü, tecrübesi, terakkisi ile yeniden yeniye yol açmak için ele ele, gönül gönüle rah-ı revan olduğumuz bu süreçte ümit ve heyecanla gayretimizi, himmetimizi tazeledik.

Cemil Meriç devamla şöyle diyordu: "Kapanan her dergi, kaybedilen bir savaş, hezimet veya intihar. Bizde hazin bir kaderi var dergilerin; çoğu bir mevsim yaşar, çiçekler gibi. En talihlileri bir nesle seslenir. Eski dergiler, ziyaretçisi kalmayan bir mezarlık. Anahtarı kaybolmuş bir çekmece. Sayfalarına hangi hatıralar sinmiş, hangi ümitler, hangi heyecanlar gizlenmiş, merak eden yok."

Gelin hep beraber neslimize hür sesimizle nida etmeye devam edelim.

Unutulan varsa hatırlayalım.

Var olanları güçlendirelim.

Yeniler için destek olalım.

*

Dünya Dergiler Birliğimiz hayırlara vesile olsun.

Dergicilere selam olsun!